Taksim nedir?

Türk musikisinde tek saz veya sözle yapılan solodur. Yalnız sözle yapılan taksime halk arasında «gazel» denirse de gerçek musikişinaslar bu tabiri kabul etmez, yalnız sözle içten geldiği gibi yapılan sololara «taksim» derler. Genelde tek bir makamda yapılır, ancak bazen bir makamda başlayıp başka bir makamda bitebilir, ya da ortada başka bir makama geçiş yapıp tekrar başladığı makam'a dönebilir.

Klasik Türk Müziğinde genelde bir şarkıdan önce yapılır. Amacı, gruptaki çalgıcıların kişisel kabiliyetlerini göstermek ve dinleyicilerde bir makama aşinalık yaratmaktır. Giriş taksimi, ara taksimi, son taksim, geçiş taksimi, fihrist taksim gibi çeşitleri bulunmaktadır. Doğaçtan, içten geldiği gibi çalınmasına ve söylenmesine karşın taksimin bir ölçüsü, usulü ve makamı vardır. Üç bölümden oluşur: Zemin (başlangıç),meyan ve karar.

Günümüzde taksim denilince;bir ya da birden fazla kişinin çalgısı veya çalgılarıyla, işitsel duyumu belirli bir makama koşullandırmak amacıyla, doğaçtan (irticalen-irticalen:birdenbire, içine doğduğu gibi) yapılar ve belirli bir biçimsel bütünlük içinde yaratılan makamsal ve usulsüz ezgiler demeti akla gelmektedir. Açıklamadan da kolayca anlaşılabileceği gibi, Taksim’in en önemli ögesi doğaçlama oluşudur (Gazel, uzunhava, ezan, mevlid gibi türlerin de en önemli öğesi doğaçlamadan yapılmasıdır. Doğaçlama ise, genel çizgileriyle önceden tasarlanmış bir müzik kurgusunun, seslendiricinin içine doğduğu şekilde, çalarak ya da söyleyerek kurgunun ayrıntılarını seslendirmesi olup, seslendirme bittiğinde doğaçlama da sona erer. Bir başka deyişle, doğaçlama, taksim süresince devam eder.

(Çalgısal doğaçlama, batıda geçmişten bu yana varolduğu halde, sözel doğaçlama batıda yoktur. Batıda ilk doğaçlamalar, ortaçağ sonlarında kilise müziğinde görülmekte olup, günümüze değin; ezgisel, uygusal ve ritmsel bir bütünlük içinde süregelmiş, günümüzde ise, caz türünde ve bale çalışmaları sırasında eşlik çalgısı olan piyanoda, gerek caz türünü belirleyen bir temel öge olarak, gerek bale çalışmalarının yapılmasında bir zorunluluk olarak varlığını korumuştur. Batıda; Bach(1685-1750), Mozart (1756-1791), Beethoven (1770-1827) ve Lizat (1811-1886) gibi besteciler, doğaçlamalarıyla da ün kazanmış olup, arya ve konçertolarda varolan kadanslardan bazıları doğaçtan seslendirilir).

Dolayısıyla, taksim olarak adlandırdığımız tür, doğaçlamanın bitişiyle oluşur. Yani, taksim, doğaçlamanın başlamasıyla bitişi arasında yer alan ezgisel bir bütündür. Taksim’in bir diğer ögesi ise, makamsal oluşudur. Çünkü, taksim, çalgıyla yapılan makamsal doğaçlamadır. Makamsal ögesi dolayısıyla, taksim’i geleneksel taksim ve özgür taksim olmak üzere iki alt tür’e ayırmakta yarar vardır.

Geleneksel taksim

Makamın geleneksel anlatımı dikkate alınarak yapılan Taksim’e , geleneksel taksim denilir. Bir makamın geleneksel anlatımı ise, makamın seyir yöntemi dediğimiz yöntemle açıklanmasıdır. Bir makamın seyri ya da seyir yöntemiyle bir makamın açıklanması denilince de, o makamın kullandığı seslerin ve belirli seslerde yapılan belirli soluklanmaların (Bu soluklanmalara asma karar denilmektedir) önem derecesine göre ararda sıralanması, yani çekirdek ezgi’nin belirtilmesidir. Dolayısıyla, makam seyrine uygun olarak yapılacak bir taksimde, yani, geleneksel bir taksimde, sözkonusu seslerin mutlaka belirtilmesi gerekir. Bu ise, taksim sırasında doğaçlanması gereken ezginin ya da ezgilerin çekirdeğinin önceden bilinmesidir ki, bu durumda taksim yapan kişinin, yalnızca, önceden bildiği çekirdek ezginin süslenmesini doğaçlaması yeterli olur.

Çekirdek ezgi’nin önceden bilinmesi, bir başka deyişle, bilinen makam seyrine uygun olarak taksim yapılması, çalıcının , aynı makamda yapmış olduğu taksimlerin birbirlerinden farksız olmasına neden olur. Hatta, aynı makamda değişik kişilerin yaptığı geleneksel taksimler dahi, çekirdek ezgiler daha önceden belli olduğu için, mutlaka birbirlerine benzerler. Bu tür geleneksel taksimleri birbirlerinden farklı kılan tek öge, aynı çekirdek ezginin değişik örgüler içinde bezenmesidir ki, bu farklılık da, yalnızca, geleneği bilen bir kişi tarafından ve ancak, dikkatli bir işitme ile anlaşılabilir. Yani, geleneksel taksim özgün değildir.

Eski “edvar”larda da, taksim sırasında seyre uyulması gerektiği özellikle belirtilmiştir. Örneğin; Kantemiroğlu(1673-1723), edvarında;makam açıklamalarını verdikten sonra, “taksim yapmak istendiğinde, tarifimiz üzere hareket edilirse müzik hazinesine sahip olunabilsin ve gönlün dilediği şekilde, mücevherlerle, altın kakmalarla süslü nağmeler ortaya koyabilsin ve o nağmeler, müzik kurallarına uygunlukları, hoşa giden düzenleri, cana yakın yürüyüşleri ile işitme duygusuna etki etsin ve beğenilsin.” Diyerek, taksimin, anlatılmış makam seyirlerine uyularak yapılması gerektiğini, ancak bu şekilde güzel bir taksimin oluşabileceğini ve dinleyenleri etkileyebileceğini vurgulamıştır.

Özgür taksim

Geleneksel makam seyirlerine uyulmadan, yalnızca, makamı oluşturan üç temel öge olan aralık-güçlü ve durak ögelerini dikkate alarak yapılan taksime denilir Bu tür taksimler tümüyle özgün birer yaratı olup, kişinin doğaçlamasıyla ilgili tüm yetenek ve becerisi taksime yansır. Aynı makamda, aynı kişi tarafından yapılsa dahi , taksimler arasında mutlaka farklılık olur. Özgür taksim yapılabilmesinin önemli koşulu, geleneksel taksimin nasıl yapılacağının bilinmesidir. Gerek eski edvarlarda, gerek günümüzde yapılan taksim tanımlarının tümünde bulunan ortak yan, taksimin mutlaka usulsüz oluşudur. Örneğin edvarında, İran’da taksimin usullü olduğunu belirten Kantemiroğlu (1673-1723), “fakat Anadolu müzikçileri arasında, bu tür kalıplı taksim makbul sayılmaz, müzik dairesinin dışında bırakılır.

Sözlükte "taksim" ne demek?

1. Parçalara bölme, bölüştürme.
2. bölme ve bölü.
3. Türk müziğinde faslın başında ve ortasında çalgıcının doğaçtan yaptığı gezinti.

Cümle içinde kullanımı

Taksim, hicret ve inkırazla harp arasında bırakıldık.
- F. R. Atay
Bu anlaşmalar, Osmanlı Devletinin taksimini öngörüyordu.
- A. İlhan

Taksim kelimesinin ingilizcesi

[Taksim] n. taxi, cab, taxicab, limousine, hack
n. shareout
Köken: Arapça

Son eklenenler